Hayatının ilk dönemlerinde yüreğinin mutluluğunu sevdikleriyle paylaşan ve onlara da mutluluk veren biriydi halbuki. İşte bu mutlulukların kötülüklerini anlatacağım birkaç cümlede..
Aslında o da sonradan farketti ruhunun kalbinden farklı olduğunu yani "kötü" olduğunu. Uzun bir zaman bu kötü olma farkındalığını gizlemeye çalışmıştı. Ancak yaşam, aile ve çalkantıların sonucunda bu gizlenmelikten çıkmalıydı artık. Ve böyle birşeye daha fazla katlanmak yerine ait olduğu kötü olduğu bu yeteneğine adadı kendini günler geçtikçe...
Yalancıda değildi, aksine çok dürüst ve kötü olduğunu itiraf edecek kadar yürekli... Küllerinden tekrar doğabildiği için kötü olmanın ona bir kötülüğü yoktu bu serüvende. Hayat da zaten ona hizmet etmeye adanmış bir biçimde yolunu ona adıyordu. Piyonlar tablanın üzerinde ondan gelecek hamlelere aç bir sırtlan gibi bakıyordu. Anlık mutlulukların yerleşkesinde kendini mutlu hissediyordu. Bu kötü serüvende daha da özgür çok daha arzulu ve arzulanası hale bürünmüştü. İyiliğin o en şaşalı dönemlerinde onu haketmeyenlere göstermesi ve karşılığında istediğini alamaması da onu kötü yapmamıştı. Ruhunda vardı zaten bu.
Keşke kötülüğü hakedenlere sillelerini savursaydı. O zaman yeteneğinin hakkını verirdi.
Daha iyi hissetmesini sağlamanın verdiği mutlulukla yaşamın içerisindeki kötülüğün dersini vermesini hayranlıkla izlerken, kalp söndü ve oyun bitti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder