26 Mayıs 2013 Pazar

Can you see me now?

Biraz aşkın yarıda kalmış halinden bahsetmek isterim moruk.

Aşkın yarıda kalmış hali; bir tarafın en iyi ihtimalle daha az sevmesiyle,-daha önce işlemiştik- yeterince sevmemesiyle, normal seyrinde ise direkt sevmemesiyle ilgili bir durumdu; fakat aşağı mahleden Çoksevenoğulları’na hiç öyle gelmiyordu.

İlişkinin hangi aşamasında olursa olsun, aşık olanın bu hıyarlığa düşmemesi gibi bir durum söz konusu bile değildi; aşık olunanın ağzından çıkan her kelimeye koşulsuz inanılıyordu da bu nasıl bir sevmekti ki ayakta düzen bahanelere kutsal kitap gibi tutunuluyordu belli değil.

“O öyle bir adamdı/kadındı, bana çok değer verdiği için uzak durmaya çalıştı, ‘ondaki codec ilişki yürütmeyi desteklemiyordu’, aslında o da beni seviyordu ama birbirimize zarar veriyorduk, beni sevmese bu kadar kıskanır mıydı, sevgili olsaydık birbirimizden nefret ederek ayrılacaktık, bunca yaşanmışlık varken arkadaş kalmamız saçma olurdu zaten…” ve şu an aklıma gelmeyen türlü bahaneyle, ebemin empoze bahçesindeki tüm saf güllere kucak dolusu sevgiler.

Yahu o zaman nasıl oluyordu da biz onlar için türlü fedakarlığı yaparken, bizden sonra varoşun sözlük anlamı karıları ‘sevgilim’ deyip kollarına takıyorlardı? Şefkat yoksunu, bizim dokunmaya kıyamadığımıza köpek muamelesi yapan, leş gibi adamlarla nasıl birlikte oluyorlardı? Sürekli eleştirdikleri, ağzına sıça sıça bi’ hal oldukları ortamların kral/kraliçe’leri bizim yapamadığımızı yapıp, aşık olduğumuz insanların hayatlarındaki yerlerimizi nasıl alabiliyorlardı be canına yandığımın ilim, bilim, felsefe dünyası?

Sizin veremediğiniz cevabı benim sikik tavanım verdi koçlar; “Çünkü seni sevmiyor” dedi. Yine çok içtiğim gecelerde “Bu benim aklıma nasıl gelmedi yahu?” diye elbette düşündüm düşünmesine; lakin zavallı aklımın da hiçbir suçu yoktu.

İnsan kendi başına aşık olmuyordu çünkü hayır efendim öyle bir dünya yoktu! Sevmediği insanlar tarafından sevilmekte bir sakınca görmeyenlerin yavşaklığından başka bir şey değildi bu. İhtiyacı olan ilgiyi pompaladığı anda, gaza basıp kaçmaktan başka bir şey değildi bize yaptıkları moruk, anlıyor musun?
Ve bütün acı, bu çok bariz gerçeği kabullenene kadardı: “Çünkü seni sevmiyor!“

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Kalbin esmerliği; bir "Özlem" misali...

Kalbinizi, düşüncelerinizi doğrudan paylaştığınız bir esmeriniz her zaman vardır. Esmerlerin dostluğu candandır. O varsa bilin ki neticelerin oluşumundan önce size ufakta olsa nüansları belirtmiştir. Olacakları önceden dile getirmiştir. Sizi dinlemiş sevinçlerinizin baki kalmasını sağlayacak cümleleri haykırırcasına kulaklarınıza dinlettirmiştir.

Size değer de vermiştir. Had de bildirmiştir. Ama sizi gerçekten sevmiştir. Yalancı yapmacık beyazlar gibi alengirli işlere hiç mi hiç tenezzül etmemiştir. Çat diye söylemiş, pat diye duvarı örmüştür. Efeliği kanından gelir, o kadar ağırdır ki rengi yüzünün karalığından alır efeliğini. Dostluğu iyi bilir kelamını esirgemez. Kıskançlığından çatlasa değişmez. Kalbe keder iki şaraptır aslında dostluğunun imaresi, bir bardakla güzelleşir o caanım sevecenliği, dokunur size hissettirir sevgisini, dertlerini. Yapmacık gülmez, dediğim dedik çaldığım düdüktür der sever geçer.

Kalp yanar esmer neredesin? İki kelam et, aşk sarhoşluğu seni götürmüş benden ah nasıl yanmalıyım kurtar beni . Seni kaybetmemeliyim ama var içinde senin benden uzak ona yakın olan beyaz bir defter. Al yaz yıllar senin ömürler senin esmer...


2 Mayıs 2013 Perşembe

Antivirüs

Bazen insanların hayatlarında onlara; yorgunluk, bıkkınlık verecek yaşamı yaşatabiliyoruz. Bunu kimimiz isteyerek, bilerek; kimimiz ise ne olduğunu anlamadan.. Hayatımızda bulunan insanların kendi yaşantımızda bize empati ile yaklaşmadığını söyler durur ve bunlardan yakınırız. Kendimiz ise bu doğrultuda hareket etmediğimizi de adımız kadar iyi biliriz.

İşin içinde sevgisel bağlarda varsa empati kurmanın zorluğunu hepimiz yaşıyoruz. Karşı tarafı da anlayamayınca kopukluklar yaşıyoruz. Bunu yineler bir hal aldığımız zaman karşı tarafın tamamen hissiyatıyla örülmüş bir duvarla karşılaşıyoruz. Karşınızdaki kişiden isteklerinizin her zaman kabul görebileceğini düşünmek bir hatadır. Önemli olan isteklerinizin onun doğrularıyla örtüşüyor olmasıdır. Bununda yolu karşılıklı iletişimin ve değerin her iki tarafa da bunu hissettirmesinden geçer. Sizin düşüncelerinizin yaptırmak istediklerinizin zorluğu ne kadar ortada olursa olsun karşı tarafın sizinle ilgili duyguları olumluysa bunu kabul görüp uygulayabilir ya da bu benim için ters ben böyle düşünmüyorum diyerek size olumsuzca görüş sunabilir.  Sonuç olarak sizi dinlemiş olması ve değer vererek bir cevap vermesi önemlidir. Hayatınızda böyle insanları kaybetmemeye önem vermeniz gerekir.

Lakin sizin hissiyatınız ile ilgili sizi dinleyip bir konu hakkındaki görüşlerinizi ona belirttiğiniz de size had bildirmek göreviyle yanıp tutuşan insanlara gerekli cevabı ya vermeli ya da o insanları hayatınızdan çıkarmalısınız. Empati de bir yere kadar. Onlar bizler kadar onlara hissettiğimiz iyi duygular gibi hissetmeyebilirler. Olumsuzluğa kapılmadan hayatınızın onlar için önemsiz olduğunu anladığınız noktada yapmanız gereken usulca ve aldırış etmeden yolunuza devam etmek ve bir daha tatsız olaylar yaşanmaması adına iletişimi keserek hatta gerekirse yaşantınızdan alaşağı ederek temiz ve yeni bir sayfaya yelken açmaktır.

Hayatınıza bulaşmış şey virüs olabilir, hayatınızın belli bir noktasında size dokunmuş ve dokunduktan sonra sisteminizdeki tüm dosyalara tek tek bulaşmış da olabilir. Hangi dosyaya tıklasanız o virüs size tekrar kendini gösterebilir. Virüsleri yok etmenin yolu da onlara karşı güvenlik sistemi kurmaktan geçer. İnsanlarında antivirüsleri bir bilgisayar uzmanı olarak hep dediğim kendi beyinleridir. İnsanların hepsi antivirüslerini zaten ceplerinde yani kendi düşüncelerinde tutarlar. Unuttukları tek şey güncelleme yapmaktır. Antivirüslerimizi hafta da ya da en az ayda bir kere güncelleyebilirsek virüslere karşı olan mücadelemizde büyük ölçüde başarıyı yakalamış oluruz.

Fakat bazı virüsleri de unutmamak lazım onlar sizi çıkarları doğrultusunda kullanırken, aslında kullanılan şey kendidir ve bunu hiç bir zaman fark edemeyecek olmasıdır.