7 Şubat 2010 Pazar

Sanal Alem

Kim icat ettiki seni? Sevmelerden bıktık, görmelerden bıktık, duymalardan bıktık, gerçekçiliğimizi alıp götürdün parmaklarımıza, habire yazdırdın durdun sevdalarımızı, kızgınlıklarımızı, yetmiyormuş gibi kişisel paylaşımlarımızı saldın elalemin evlerinin içine. Ne bir gizlilik payı bıraktın ne de yaptığımız hatayı düzeltme şansı sundun. Ellerimiz oldu bir duygu çemberi artık, cümleleri kuramaz olduk asosyalleşmenin içinde. O yakıcı sözleri ta damarlarımızın içine işlettin renkli ekranlarında, yetmiyor gibi fenomenin de ilan ettin. Hiç sormadın bile ne istiyorsunuz diye. Dört duvar hapishane ekranında parladın, gözlerle gözgöze geldin, hadi ben hazırım söyle bana yaz bana işte ben senin kişiliğinin ta kendisiyim diye dondurdun yüreklerimizi..

Yalanlara inandırdın, cümlelerin duygusuz büyüsüne kaptırdın götürdün kalplerimizi, milyonlarca kimliği belirsizleri salıverdin yüreğimizin tam ortasına. Başbaşa kalınca hüzünlerimi aldın ben ağladım sen öyle baktın suratıma, ne bir mendil verdin ne de bir arkadaşlık, hep çaldın be hayatımızdan, vaktimizi dağıttın, yüreklerimizi bayılttın. Söyle bana kim icat ettiki seni? Kimine umut kapısı oldun, kiminin sonsuz rüyalarının da sonu oldun. Birşeyi iyi yapayım derken öteki şeyi berbat etmen tekelliğinin en büyük özelliği.

Ben senin usta görünümlü, duygusuz bakışlı, nasır tutmuş klavyelerinden sıkıldım arkadaş, sürekli alıyorsun, almaya devam ediyorsun, verdiğin tek şey güzelliklerin arkasında ruhsuz sapasağlam duruşun, bunu nasıl başarıyorsun icat edenin en büyük özelliği olsa gerek... Kalbimin yanışının feryatlarını duyuyorsun değil mi? Yüreğimi dağladın ama Allah kahretsin bunu o değil gene sen gördün... Söylesene arkadaş sen kimsin?

25 Eylül 2008 Perşembe, 01:24

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder